“10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü”

SABRİ ASLIŞEN / ANKARA

10 Ocak 2022 Pazartesi 10:04
“10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü”
 Çalışan Gazeteciler Günü, gazetecilik mesleğini yürütenleri onurlandırmak için 1961 yılından beri 10 Ocak günü düzenlenen, sadece ülkemize özgü bir kutlama günüdür… Çalışan Gazeteciler Günü; 1961-1971 yılları arasında “Çalışan Gazeteciler Bayramı” adıyla kutlanmış, 12 Mart 1971 yılındaki askeri müdahaleden sonra ülkede gazetecilerin bazı haklarının geri alınması üzerine adı, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” olarak değiştirilmiştir… 4 Ocak 1961’de kabul edilen ve basın çalışanlarına bazı haklar ve yasal güvence sağlayan “212 Sayılı Kanun”un Resmi Gazetede yayımlanışı nedeniyle “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” kutlama günü olmuştur… Tüm meslektaşlarımın gününü kutluyorum…

Aktif olarak gazetecilik mesleğine 80’lı yılların sonlarında başladım… Ardeşen Kordon Caddesinde, boynunda fotoğraf makinesi asılı ben yaşlarda bir gencin bana doğru yürüdüğünü gördüm… Karşı karşıya geldiğimizde merhabalaştıktan sonra adımı sordu. Bu kişi gazeteci Osman YAZICI’ydı… İbrahim USTA’nın yorgancı dükkanını göstererek “Seni yorgancı Salih beye benzettim, yoksa kardeşi misin?” dediğinde, heyecanla “Evet evet kardeşiyim.” cevabını verdim… YAZICI, abimle ayaküstü bir süre sohbet ettikten sonra, arkada apartmanlar olacak şekilde abimi kadrajın soluna alarak 2-3 kare fotoğraf çekti. Çekim işlemi bittikten sonra abim “Sabri’nin de fotoğraf makinesi var, o da iyi fotoğraf çeker” der demez, YAZICI, bana dönerek fotoğraf makinemin yanımda olup olmadığını sordu… Dağcılığı ve fotoğrafçılığı bana öğreten Muhammet ÖNÇIRAK abimin hediye ettiği Lomo marka makinem yanımda olmasına rağmen, küçük boy olduğu için çekingen davranarak, makinemin yanımda olmadığını söyledim. Yazıcı, yüksek sesle, “Bir gazeteci makinesini her zaman yanında taşır. Bir hafta sonra Ardeşen’e geleceğim, makinen yanında olsun…”

Günlerden Salı günüydü… Öğleden sonra abimin çalıştığı İbrahim Usta’nın yorgancı dükkanına gittim. Salih abimin, gazeteci Osman YAZICI’yla dükkanın önünde çay içip, sohbet ettiklerini gördüm… Yanlarına gittiğimde YAZICI, elime iki gazete tutuşturdu. Gazetelerden biri ilçemizde çıkan Ardeşenin Sesi, diğeri ise merkezi Trabzon’da olan Karadeniz gazetesiydi. O dönemde Ardeşenin Sesi gazetesini, gazetenin kurucularından saygıdeğer hocamız Av. Sedat KAHYA, yaya olarak ilçedeki işyerlerine kendi eliyle dağıtırdı…

Boş duran tabureye geçip oturdum. Karadeniz gazetesinin birinci sayfasının sağ alt köşesinde iki sütuna sığdırılmış, abimin fotoğrafının da yer aldığı ”Ardeşen’de Kiralar Ateş Pahası” başlıklı haberi gördüm. Osman Yazıcı’nın üçüncü sayfadaki haberin devamını iki kez okuduktan hemen sonra, boyutu küçük olduğu için bir hafta önce kendisine gösteremediğim fotoğraf makinamı Yazıcı’ya uzattım… Evirip-çevirip, ayarlarını biraz karıştırıp, 4 adet siyah-beyaz film rulosuyla birlikte makinemi bana uzattı… Yüzüme bakarak “Sana verdiğim her negatifle 16 kare fotoğraf çekebilirsin. 10 gün sonra Ardeşen’e tekrar geldiğimde, en az iki haber yapmanı ve bunlara ait detay fotoğraflarını da çekmeni istiyorum…” dedi.

Bu durum beni çok heyecanlandırmıştı. Beni bir o caddeye, bir bu caddeye, hatta sokak aralarına sürükleyip duruyordu bu heyecan. Sanki haber koklar gibiydim… O anda şimdiki adıyla Beyoğlu Caddesinde, elinde içi süt dolu ve başına biberon geçirilmiş şişeyle küçük buzağıyı kovalayan adamı gördüm. Yanına yaklaştım. Kendisinden izin alarak, birkaç kare fotoğraf çektikten sonra haberini yazdım ve “Biberonla Buzağı Besliyor” başlığını attım…

İkinci haberimi ise doğduğum yer Ağvan (Seslikaya) köyünde yapmıştım… Büyük dedemden kalma 150 yılı aşkın değirmenimiz su baskını sonrası yıkılmış ve kullanılamaz hale gelmişti… Babam değirmen taşlarını imece usulüyle eve kadar taşıtmış, kendi dizayn ettiği düzeneğe taşları yerleştirmiş ve elektrik yardımıyla değirmeni çalıştırmıştı…Babam, yardım edenlerin mısırlarını 3 ay süreyle ücretsiz olarak değirmende öğütmüştü… Haberin başlığını da “150 Yıllık Değirmen Taşının Bereketi” olarak belirlemiştim… Bu haberim, önce bölge gazetelerinde, daha sonra da ulusal gazetelerde yer almıştı…

Yaklaşık olarak 30 yılı aşkın süredir gazetecilik mesleğinin içerisindeyim… Son birkaç yıldır yerel basının çektiği sıkıntıları sizlere anlatmaya çalışsam sayfalar yetmez. Yerel basınımız can çekişiyor. Gazeteler ayakta durmak için sayfa adedini düşürüyor, renkli gazetelerini renksize çeviriyor. İstemeyerek de olsa personel çıkarmak zorunda kalıyor…Geçen yıllarda olduğu gibi, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” olan bugün, kim bilir kaç yerel, bölgesel ve ulusal gazete yayın hayatına son vermek zorunda kalacak. Kaç meslektaşımız işinden olacak bilmiyoruz…

Bu olumsuzlukların içinde evine ekmek götürmeye çalışan yerel basın mensupları, ofis giderlerini asgariye indirmek için dernek çatısı altında ortak yer tutup çalışmalarını bir arada sürdürmektedirler. Ardeşen ilçemizde görev yapan genç meslektaşlarımız, “Ardeşen Gazeteciler Derneği” çatısı altında toplanarak, 16 Aralık 2021 günü geniş bir katılımla dernek adına güzel ve ferah bir yeri hizmete açmışlar. Hayırlı olsun…

Bu vesileyle gazetemizin kurucularından sevgili dostum Ahmet ÖZCAN’ı ve bütün basın şehitlerimizi rahmetle anıyorum…

    Yorumlar

banner153
Arşiv