Toplumda Kimlik Çıkmazı Yaşayan Bireyler!

Nereden geldiğimizi unuttuğumuz an kimlik karmaşası yaşar ev sert rüzgarla dağılıp gider, ne ismimiz ne de cismimiz okunur.

21 Ocak 2020 Salı 11:04
Toplumda Kimlik Çıkmazı Yaşayan Bireyler!
Nereden geldiğimizi unuttuğumuz an kimlik karmaşası yaşar ev sert rüzgârla dağılıp gider, ne ismimiz ne de cismimiz okunur.

Kendi kabuğumuzu maalesef beğenmiyoruz.

Kendimizi olduğumuzdan daha yüksek, daha varlıklı, daha karizmatik ve aslında daha kibir gösterdiğimizin farkında mıyız ACABA?

Kişi kendini olduğu gibi neden kabullenmez!

Bunun bir aç nedeni var; yaşam alanında saygınlık, toplumda üstündük veya kişisel ego tatmini.

Kişinin yaşadığı toplumdan kaynaklı bir ok konu başlığı sunulabilecek ve ucu oldukça açık bu sorulara tırnak içerisinde yakın çevremden örnek verebilirim.

Nerden geldiğimizi neden unuturuz?

Kişi toplumda saygınlık, mevki, makam, varlık ve şöhret basamaklarını tırmandıkça, aldığı aile terbiyesi ve eğitim standartları kendisini şekillendirmeye başlar.

Kimi; koltuk sevdalısı, kimi makam ve şöhret sevdasına kedini çok kaptırarak, bilerek veya bilmeyerek kendine yakın olan gerçek dostlarını öteleyerek, süslü kelimelerin, pof pofla yan alkışçı iyi gün dostlarına kendini yakın hissettikçe geriye bakmayı unutur. Kendisine verilen yeni unvanlar, yeni dostluklar ve çıkar ilişkileri nefsine uygun ve gururunu okşadığı için nereden geldiğini çabucak unutarak güç ve şöhret sarhoşu olur çıkar.

Kimi de; kendisine verilen koltuğu, makamı, şan ve şöhreti, birlikte yola çıktığı dostları ve arkadaşlarını unutmayarak, her daim onlara yüzünü dönüp sırtını yaslayarak hareket etmeyi seçer.

Hedefi olan her bireyin başarı olma uğruna uykusundan, sağlığından, ailesinden, özel yaşamından önemli tavizler vermesi ve çok çalışması gerekir. İşte tüm mesele burada başlar. Eğer hedefe ulaşıldığında hırsına yenilmeyerek geride verdiği ve ona aileyi, toplumu, kişisel ayrıcalıklarını hatırlatan o duyguları yeniden kazanır ise, hem işinde başarılı olan hem de toplumca sevilen nereden geldiğini unutmayan biri olarak çıkı verir.

Kendini olduğundan daha üstün gösterme!

Toplum içinde yaşamanın bedelleri arasında olan unvan; kişiye önemli sıfatlar kazandırırken, özünden de çok şey kaybettirebilir.

Günümüz toplumu maalesef kişiyi, giydiği kıyafetle, bindiği araba, oturduğu muhit, kullandığı telefonla sınıflandırmakta.

İyi giyimli, kaliteli yaşam sürenlere verilen imtiyazlar, aksi konum teşkil eden insanlara gösterilmemekte. Nasrettin hocanın “ye kürküm” örneğini bilmeyenimiz yoktur. Kişi kıyafetiyle en ön sıradan yer bulup, saygı görmekteyken “yaratılanı sevmeliyiz yaratandan ötürü” söylemi neden kulağımıza küpe olmaz.

İnsanları sınıflandırdığımız an kendimizi de ayrıştırmaya başlarız. Üst kademe, alt kademe.

Çok mu ağır oldu;  Pekâlâ, kendimizi şöyle bir analiz edelim mi?

Kimimizin cebinde ay sonunu getirmeye parası yok iken, en pahalı telefonları kullanıyor muyuz?

Kimimizin evde bir tas yemek var iken, desinler için arkadaş ortamında yemek ısmarlamaya çalışıyor muyuz?

Bu örnekler uzayıp giderken kendimize bir soralım.

Onda var, bende de olmalı diyerek sırf desinler diye ihtiyacımız yokken aldığımız onca şey bizi onlar gibi gösterince kendi kimliğimizi kaybederek kabuğumuzu ve nerden geldiğimizi bize unutturmakta ve aslımızı, neslimizi, kendimizi beğenmez hale gelmekteyiz.

 

Size yaşanmış bir olayın bana aksedildiği cümleleri paylaşmak isterim; Hayatın ta içinden bir anekdot “Bizim sınıfta maddi durumundan dolayı siyah önlük giyen bir kız vardı. Herkes ondan uzak duruyordu sebebi mi? Siyah önlük giyiyor olması. Ben uzak durmadım onun yanına gittim konuşmak oynamak istedim çekimserdik ikimizde. O daha fazla çekimserdi çünkü sorguluyordu ona yaklaşıyor olmamı. Sonra fark ettim ki başında bit var. Arkadaşlarım beni iyice dışlamıştı onunla oynadığım için en samimi arkadaşım bile! Sonrasında samimi olduğum arkadaşım da bizimle oynamaya başladı ve zamanla diğer arkadaşlarım da. Hayatımda kendime ders dediğim ve asla unutmayacağım bir yaşanmışlıktır bu. Şunu düşünmediler siyah önlük giydiği için kınadıkları kızın ne yaşadığını ve bilemediler ki o siyah önlüğü onu kınayan kızların ablaları giymiş. Bu olayla topluma birini kazandırdığımı gören Öğretmen daha sonra beni yanına çağırarak tebrik etti.  An bunu anlayacak yaşta değildim elbette, içgüdüsel ve mantığımla hareket etmiştim, tıpkı ailemin bana öğrettiği gibi. Demem o ki bir şeyleri değiştirecekseniz en popüler olduğunuz anda her şeyden vazgeçe biliyorsanız işte sisi siz yapan o dur.” Yazının ayrıntısı, desinler diye değil kendi vicdanıyla doğru bildiği şeyi yapması kişiye kimlik kazandırmıştır. Tebrikler.

 

Salih NAVDAR

 

    Yorumlar

banner146
Arşiv