Kadına Yönelik Şiddet Algılaması!

Bu hafta çok çok hassas bir konuya değinmek istedim. Bu konu öylesine hassas ki, toplumun her bir bireyine dokunan ve sürekli şekilde gündemde kalmasını sağlamanın bu olumsuz koşullara mehlem olacağına emin olduğum bir hassasiyette.

28 Ekim 2019 Pazartesi 08:45
Kadına Yönelik Şiddet Algılaması!
Bu hafta çok çok hassas bir konuya değinmek istedim.

 Bu konu öylesine hassas ki, toplumun her bir bireyine dokunan ve sürekli şekilde gündemde kalmasını sağlamanın bu olumsuz koşullara mehlem olacağına emin olduğum bir hassasiyette.

        Çağımız insanı, şiddetin toplumsal hayatın her alanına yayıldığına, bütün dünya da hızla tırmandığına ve çeşitlendiğine tanıklık etmektedir. Millet meclislerinden sokaklara, ev ve aile ortamından okullara, işyerlerine kadar hemen hemen her alanda yaşanan şiddet olayları medyada geniş yer bulmakta ve dikkatlerimizi çekmektedir. Şiddet, farklı şekillerde kendini göstermekte; baskı, eziyet, korkutma, sindirme, öldürme ya da caydırma amaçlı davranışlar toplumdan topluma farklılaşmakla beraber sürekli bir biçimde ve her toplumda yaşanmakta, günlük yaşamın bir parçası olma özelliğini hala korumaktadır. İnsanlık tarihi boyunca var olduğunu söyleyebileceğimiz şiddet kavramı, dar anlamıyla yalnızca fiziksel şiddeti içerir. Genel anlamda şiddet; “aşırı duygu durumunu, bir olgunun yoğunluğunu, sertliğini, kaba ve sert davranışı, beden gücünün kötüye kullanılmasını, bireye ve topluma zarar veren etkinlikleri” kapsar. Başka bir tanıma göre şiddet; “yıkıcı, yok edici saldırganlığın bir biçimi olarak kişilere ya da nesnelere çeşitli boyutlarda zarar vermeyi içeren güçlü, kontrolsüz, aşırı, birdenbire, toplu ya da bireysel görülebilen bir olgudur”.

Türk Dil Kurumu ise şiddeti, “karşıt görüşte olanları inandırma ve uzlaştırma yerine kaba kuvvet uygulamak” şeklinde tanımlamaktadır. Şiddetin dar tanımlarıyla yetinmek ve sadece fiziksel şiddet üzerine odaklanmak, şiddet kavramına belli bir açıklık kazandırsa da, bazı toplumsal gelişmelerin ve sistemlerin yol açtığı zararların göz ardı edilmesine neden olabilir.

Şiddetin kişiler ve toplumlar üzerinde bıraktığı duygusal etkileri de dikkate almak gerekir. İnsan üzerindeki etkileri açık ve ölçülebilir nitelikte olmasa da dolaylı ve somut biçimde hissedilen baskılar (ekonomik şiddet, medya terörü, ebeveyn ve okul dayağı, kronik işsizlik, trafik kazaları, sağlıksız çalışma koşulları, çevrenin tahrip edilmesi vb.) şiddet kategorisine dâhil edilmelidir.

Şiddetin biçimlerine göre gözden geçirilmesi, fiziksel, psikolojik, duygusal, sözel, cinsel, ekonomik ve daha pek çok davranışın şiddet biçimi olarak ortaya çıkabileceğini göstermektedir.

Sonuç olarak insanların fiziksel ya da psikolojik olarak acı çekmesine neden olabilecek her davranış biçimi şiddet olarak kabul edilebilir. Her türlü fiziksel saldırı şiddet tanımı içinde değerlendirilirken, fiziksel olmayan, bireyin sağlığını ve psikolojisini olumsuz yönde etkileyen, onu üzen, kendisini baskı ve tehdit altında hissetmesine neden olan tutum ve davranışlar psikolojik şiddet kapsamında değerlendirilir.

 

Kadına Şiddet; fiziksel, cinsel, psikolojik, herhangi bir zarar ve üzüntü sonucunu doğuran veya bu sonucu doğurmaya yönelik özel veya kamu yaşamında gerçekleşebilen her türlü davranış, tehdit, baskı veya özgürlüğün keyfi olarak engellenmesidir” Eşler arasında özellikle kaba kuvvet tanımı ile yapılan şiddet erkeğin kadına uyguladığı psikolojik yıldırma boyutları ile stres boyutları arasında anlamlaştırılabilir.

Erkeğin kadına uyguladığı duygusal şiddet, aile içinde sevdikleri ve arkadaşları ile tehdit, buna bağlı yaşanan duygu bunalımı ve akabinde gelen stres kişiyi psikolojik yıldırmaya itmekte.

Kadına yönelik şiddet temel insan hakları ve özgürlüklerin ihlali olup, kadın ve erkek arasında eşit olmayan güç ilişkilerinin sonucu ortaya çıkan toplumsal bir sorun ve önemli bir halk sağlığı problemidir.

Dayak dâhil aile içinde meydana gelen fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet evdeki kız çocuklarının cinsel istismarı, çeyizle bağlantılı şiddet, evlilikte tecavüz, kadının cinsel organına zarar verme ve diğer geleneksel uygulamalar, nikâh dışı şiddet ve istismarla bağlantılı şiddet;  Tecavüz, cinsel taciz, işyerinde, eğitim kurumlarında ve başka yerlerde sarkıntılık ve cinsel zorlama dâhil toplum içinde meydana gelen fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet, kadınların alınıp satılması ve fahişeliğe zorlanması gibi sonucu çok ağır vakalara dönmekte.

Kadınlara yönelik şiddetin diğer türleri arasında, silahlı çatışma durumlarında kadınların insan haklarının ihlal edilmesi, özellikle cinayet, sistematik tecavüz, cinsel kölelik ve gebeliğe zorlama vardır.  Kadınlara yönelik şiddet hareketleri, aynı zamanda zorla kısırlaştırma ve düşüğe zorlama, kontraseptiflerin zorla/baskıyla uygulanması kız bebeklerin öldürülmesi ve doğum öncesi cinsiyet seçimini de kapsamaktadır.

Uzun yıllar şiddetin sosyal bir konu olduğuna bu nedenle sağlık hizmetleri dışında ele alınması gerektiğine inanılmıştır. Oysa şiddete maruz kalan kadınların en kolay ulaşabilecekleri kurumlar sağlık kurum ve kuruluşları, dertlerini en iyi anlatacakları kişiler sağlık çalışanlarıdır.

 Şiddet mağdurlarına, destek ve danışmanlık sunmada Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı Sosyal Hizmet Müdürlükleri İl ve İlçelerde aktif bir şekilde hizmet vermektedir.

 Sosyal Hizmet Müdürlüklerindeki personel savunuculuk, danışmanlık, eğitim ve bakım rollerinin gereği, kadının, ailenin ve toplumun sağlığının korunması ve iyileştirilmesi gerektiğinde rehabilitasyonu sağlama işlevleri yürütmektedirler.

Bu manada Ardeşen Gazeteciler Derneği olarak; bu hassas konu ile ilgili çalışan, savunan, ön ayak olan ve gündemde tutan tüm kesimin yanında olduğumuzu bir kez daha buradan ifade etmek isterim. Saygılarımla.

Salih NAVDAR

 

 

 

 

 

 

    Yorumlar

Arşiv